Geçen sezon transfer döneminin en hızlı takımıydı Galatasaray. Keita ve Elano gibi yıldızlar takıma kazandırılmış, kadronun başına da Barcelona ile 2 La liga 1 de Şampiyonlar Ligi Kupası kazanmış Frank Rijkaard getiriliyordu. Oyun yapısı da belirlenmişti. Nou Camp'ın değişmez 4-3-3'ü Sami Yen'de olacaktı artık. Lige de çok iyi başlayan takım ilerleyen haftalarda ki Şükrü Saraçoğlu Stadında oynanan Fenerbahçe maçına kadar çok iyi işler yapmıştı. Ancak deplasmanda alınan mağlubiyet moralleri bozuyor, aynı zamanda da kafasına yeni fikirler sokuyordu Hollandalı'nın...
"Oynadığımız sistem Türkiye'de oynanan futbola uymuyor " diyordu bir açıklamasında. O ilk haftalarda rakiplerini 3'leyen, 4'leyen Gs gitmiş, sahada ki "total" futbol yerini "lokal" futbola bırakmıştı. Buna rağmen son haftalara kadar yarışta kalmayı başaran ekip yine Sami Yen'de oynadığı bir Fenerbahçe maçı sırasında Leo-Selçuk işbirliğinin kurbanı olacak, lige de havluyu atacaktı.
Geçen yılı 3. sırada bitiren Galatasaray'ı sezon başında da sıkıntılar bekliyordu. Hoca gidiyor mu kalıyor mu tartışmaları sürerken Arda'nın bir kaç yerde duyulan "Avrupa'da top oynamak istiyorum" sözleri daha da moralini bozuyordu UltraAslan'ın. Bu sırada da en büyük rakipleri bir bir transfer bombalarını patlatmaya başlamıştı bile. Q7 ve Guti Ümraniye'nin, Niang, Dia ve Stoch Samandıra'nın yolunu tutarken Florya da ise geciken transferler canları sıkmaya devam ediyordu.

Bu sırada takvimler ağustos'u göstermiş Avrupa Ligi Play Off turunda Ukrayna'nın Karpaty Lviv takımıyla mücadele edecekti takım. Kendisine göre nispeten zayıf rakibiyle ilk maçta Sami Yen'de 2-2 berabere kalacak, Ukrayna deplasmanında ise 90'da gülüp, 90 +'da yediği golle Supro Lig'e geri dönecekti.
Yapılan Loric Cana, Juan Pablo Pino, Mehmet Batdal, Çağlar Birinci, Ali Turan transferleri Aslan'ı Avrupa da tutmaya yetmemiş, lig'te de üst üste alınan 2 mağlubiyeti önleyememişti. 3. haftada deplasmanda oynanacak Eskişehirspor maçını yönetim ve teknik kadro yeni bir başlangıç olarak görüyordu. Öyle de oldu. 3-1 skorla gelen 3 puan umutları arttırıyor, daha sonra alınacak 3 galibiyete de zemin hazırlıyordu.
Ligin 6. haftasına gelindiğinde 12 puanla 3.sırada Galatasaray. Transferin son gününde yapılan Misimovic ve Insua trasferleri de taraftarın gazını biraz olsun kesmiş gözüküyor. Takımda ki en büyük handikap ise Baros'a hala bir alternatifin gözükmüyor olması.
Bugün Karabükspor deplasmanına gidiyor takım. Ev sahibi ekipte Emenike ve Cernat sezon başından beri çok etkili oynuyorlar. Servet'in kadro dışında kaldığını, zeminin de kötü olcağını düşünürsek Baros'un yokluğunda zor bir maç bekliyor sarı kırmızılıları.