24 Eylül 2010 Cuma

Bursaspor


Gaziantep maçı ne olcak tabii hep beraber bekliyoruz. Tff'nin önceki kararlarına bakılırsa, ülkedeki hava, maçın kaldığı yerden oynancağını hissettiriyor bana, umarım yanılırım o ayrı(daha sonra detaylı bir yazı olucak bununla ilgili).

Son şampiyon yaz tatilini unutmuş ya da Andre Santos tadında yaşayamamış anlaşılan. Şunu kabul etmeliyiz ki Ertuğrul Sağlam'ın ekibi mükemmel bir havaya sahip. Bu havayı yakalayabilmenin birçok faktörü var tabii. Öncelikle Bursaspor'u izlerken akılda kalan ilk şey o 11 kişinin 90 dakika boyunca takım halinde görevlerini yapıyor olması. Yani; Volkan Şen sağdan bindirme yaptığında Ali Tandoğan'ın aktif bölge içinde yer alması ve ön libero sağ içte bulunan Kirita ya da Hüseyin'in olası bir karşı atakta o bölgeyi savunması. Ya da kazanması gereken bir maçta 70. dakikadan sonra strese girip "doldur-boşaltlara" dönmek yerine, ayağa, doğru pasları ısrarla deneyebilmesi. Bu takım bunu ve bunun gibi belki de basit organizasyonları disiplinli ve iyi bir şekilde sahaya koyabildiği için puan tablosunun üst sıralarında yer alıyor. Ve evet katılıyorum "3 büyükler" zaten bunları yapamadığı için kötüydü geçtiğimiz sezon.

Sezonun en iyi transferi kuşkusuz Milan Stepanov. Oldum olası beğenirim futbolunu. Zaten herkes kolay kolay Porto'yu göremez ne de olsa. Merak ettiğim Dragao'ya neden geldiği değil, Dragao'dan neden gittiği olmuştu Sırbın. Ama iyi oldu kaliteli defans oyuncularını izlemek güzel SL'de. Zaten takıma direk giren tek yeni yabancı  o, Melih Gökçek Vederson'u saymazsak eğer. Vederson, Fm'de 1-20 arası oyuncuların özellikleri olur ya işte o özelliklerin sanki hepsi 11 "sambacı'da". Fena oynamıyor o da enteresan... FM derken İnsua'yı unutmak büyük bir haksızlık olur. Yıllarca oynadığım takımlarda AMC 'nin önemli elemanlarından biri olmuştu kendisi. Biraz tutuk başladı ama ilerleyen haftalarda önemli katkılar yapıcak diye düşünüyorum. Klasik tabirlerle Nunez ve  Svensson'un kumaşı iyi, Steinert ise kapalı kutu bende.

"Ula geçen sezonun Sivasi gibi olur" muhabbetleri biraz azalmaya başladı sonunda... Yeni sezonun şu ana kadar kalan en kötü anısı Valencia maçı oldu takım için. Hakemin düdüğüyle beraber sanki ilkokula yeni başlamış 7 yaşında bir çoçuğun ruh hali vardı hoca, futbolcular  ve taraftarlar üzerinde. Açıkçası başladığıyla da bitti zaten kimse birşey anlayamadı. Ama 4-0'ı yadırgamamak lazım, aslında sadece olan "avrupa tecrübesi yok,avrupa tecrübesi" klişesinin yerini bulmasıydı 90 dakika sonunda...

Ve bugüne gelirsek hayat devam ediyor, Bucaspor'la oynuyor yeşil beyazlılar, kayıpsız devam edebilecekler mi bende merak ediyorum... Hakemlerden en az birinin kafasının yarılmaması, teknik direktörlerden birinin bıçaklı saldırıya uğramaması durumunda saat 22.00 civarı öğrebiliriz. Herhalde, bakalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder