25 Eylül 2010 Cumartesi

Beşiktaş

Geçtiğimiz sezonu İnönü Stadında "yeter ..." tezahuratlarıyla kapatmıştı siyah beyazlı ekip. Bir o kadar da sancılı oldu transfer sezonunun başı  onlar için. Mustafa Hoca" görevimin başındayım" derken İspanya'dan gelen Bernhard Schuster haberi gündemi değiştirmeye yetmişti. Sonrasında yaşananlar malumunuz.Yönetimden yalanlamalar, "Çeşme'yi çok özledim dinlenmem lazım" beyanatlarına dönüşüp, Alman hocanın imzasına kadar gidiyor. Bir de Juande Ramos'la yaşanılan fırtınalı Madrid kaçamağı var tabii ki...
 
Teknik direktör konusu bir şekilde çözüme kavuşmuştu kavuşmasına da eldeki futbolcularla başkan da biliyordu oyun kısırlığının çözülemeyeceğini. Bunun için varını yoğunu, tüm programını bir kişiye bağladı. O geldiğinde Çarşı'nın "yeteri yetmeze" , Beşiktaş'ın  düz futbolu belli anlarda karnavala dönüşebilirdi. Ne yaptı ne etti getirdi Portekizliyi, sözünü tutmuştu Q7 de geri dönmüştü İnönü'ye.

 
Bu sıralarda Madrid'te dengeler değişiyor, "The Special One" Santiago Bernabeu'nun yolunu tutuyor, eski demirbaşlara da kapıyı gösteriyordu nazikçe. Raul-Guti ikilisi ellerindeki  teşekkür plaketlerine bavullarını da eklemişlerdi artık. Bunu da iyi değerlendirdi başkan. İkisi olmasa da Jose Maria Gutierrez Hernandez'i özel uçağına bindirip getirmeyi başarmıştı İstanbul'a. Plan artık stada gelen taraftarın maça girmeden önce bahis kuponlarında 3 gol altı seçeneğini değil, üst oluru işaretlemesiydi kafada... İki yıldızın yanında Roberto Hilbert, Ersan  Gülüm, Cenk Gönen, Mehmet Aurelio ve Fatih Tekke eklendi kadroya. Sivok'un sakatlığı planları değiştirmiş, beğenilmeyip Bursa'ya gönderilen Tomas Zapotocny'i ilk tercih yapıyordu taktik tahtasında. Alt yapıdan yetişen Necip Uysal da potansiyelini yansıtmaya başlamıştı sahaya (İlerde ayrıntılı bir yazı olucak onun hakkında)
 
İlk izlenimler, değişenin sadece isimlerin değil oyun mantığının da olduğunu gösteriyordu bizlere. O savunmaya dönük sıkıcı futbol yerini her an bir şeyler arayan hücum organizasyonlarına bırakmıştı ilk 5 maç sonunda . Schuster'in defansı orta çizgiye çıkaran, önde baskılı oynamaya dönük riskli futbolunda kazalar da yaşanmıyor değildi. İ.B.B maçında yaşanan sadece bunlardan birisi olacaktı...
 
Son haftaya gelindiğinde Kadıköy'e umutlu gitmişti camia. Defansında verdiği büyük açıklara rağmen özellikle 2. yarıda ki oyunu forse eden futbol ve kazanılan 1 puan sevindirmeye yetmişti herkesi. 5 haftada kazandığı 10 puanla ligin üst sıralarında ve şampiyonluk yarışında olacağını hissettiriyordu Beşiktaş...
 
Ve bugün Antalyaspor'u konuk ediyorlar. Merak ettiğim Guti'nin yokluğunda takımın sahada hücum adına nasıl reaksiyon vereceği. 21.00 civarı daha net konuşabiliriz. Bakalım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder