Geçen sezonun 34. haftasına gelindiğinde kimsenin beğenmediği C.Daum müthiş bir iş çıkarmış (Volkan Babacan, Deniz Barış, Ali Bilgin, Vederson ve Önder Turacı'lı yedek kulübesiyle) şampiyonluk şansını son bir 90 dakika'ya taşımayı başarmıştı sarı kanaryalar için. Kupa geliyordu da...Tabii maç boyunca Alex, Guiza ve M.Topuz'un çektikleri şutların tadı, Street Fighter'da son adama gelmişken yanımıza ışınlanan sümüklü çocuğun diğer tuşlara abanıp Onur'u (Ryu) "azdırma" tadında olmasaydı. Ekranda Ken (Daum) için "insert coin" belirmiş, maç 1-1 sona ermiş, yanlış anonsla beraber Denizli'de yaşanan asaletli üzüntü yerini rezaletli sevinçlere bırakmıştı Kadıköy'de...
O an'dan itibaren medya işini iyi yapıyor ve alabileceği kelle'yi Papermoon'da değil Samandıra'da araması gerektiğini bal gibi biliyordu. Sonrası malum. Yönetimin, hocayı 1.5 ay boyunca 3 kuruş daha az tazminatla göndermek için Acıbadem'de kokain testlerine sokmaya çalışması, Daum'un farklı hastaneden aldığı raporla kontra atakları, buna cevaben Christoph'a tam gün boya badana eşliğinde ceza mesaileri... Günler geçiyor, beklenen haber geç te olsa geliyor, Aykut Kocaman'ın sportif direktörlüğü teknik direktörlüğe terfi haberine dönüşüyordu gazete sayfalarında. Ne de olsa "içimizden biri" sözü can simidi'ydi bu ülkede... Güne döndüğümüzde Aykut Hoca'nın aklında bir plan vardı. Tüm sezon boyunca takımı protokolden izlemiş, sahada nelerin eksik olduğunu rahatlıkla gözlemleyebilmişti. Futcolcuların maç seçmesi, devamlılık ve hız yetersizliği takımın başlıca sorunlarıydı o'na göre. Gözüken o ki bir şeyler değişecekti... Bu sırada yönetim de boş durmayıp "ebedi dostuna" ilk çalımı atıyor, önceki sezon Twente'de harikalar yaratan Stoch'a çubuklu formayı giydiriveriyordu. Üstüne bir de Dostluk Kupasın'da (?) alınan Galatasaray zaferi taraftarı gaza getirmeye yetmiş, mottolar birden "herkesin derdi A.Kocaman olmuş demek ki zamanında iyi koymuş" oluyordu paylaşım sitelerinde...
Transferlere bakmaya devam edersek, geçtiğimiz sezon Fransa liginin en iyi 3-4 futbolcusundan ikisi olan Dia ve Niang kadroya katılıyor, yanlarına da Yobo, Caner, İlhan E. takviyeleri geliyordu. Son gün alınan Serkan Kırıntılı'yla da kale artık "güvenli ellerde!" olacaktı hesapta...Hoca'nın kafasındaki hızlı, oyuna hükmeden Fenerbahçe modeli için takviyeler belki çok iyiydi ama ya uygulaması ? Takım, fizik-kondisyon olarak geçtiğimiz sezona oranla geriye gitmiş, saha içi organizasyon olarak ta sınıfta kalıyordu geride kalan haftalarda. Bir de buna "sözde" Alex polemiği eklenince işler arapsaçına dönüyordu.
Son haftaya gelindiğinde 2 galibiyet, 1 beraberlik ve 2 yenilgi ile 7 puanla lider Bursaspor'un 8 puan gerisinde Fenerbahçe. Açık konuşmak gerekirse tek tek bakıldığında belki de ligin en iyi kadrosuna sahip olsalar da beraber hareket edememeleri en büyük handikap onlar için. Bugün bir o kadar kendileri gibi zor durumda olan Kasımpaşa ile oynuyorlar. Kimse kimseyi kandırmasın ya tamam ya devam maçı olacak Aykut Kocaman için. Ha unutmadan, son kez çıkıyorlar Ali Sami Yen'e de.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder