26 Eylül 2010 Pazar

Guti'nin Ruhu

Tribünlerde yer yer boşlukların olmadığı, saha zemininin Metallica yorgunluğunu bir nebze de olsun atmış gözüktüğü, başkanın kızını dahi maça getirebildiği bir futbol havası vardı İnönü'de dün gece... 

Öyle bir iştahla başladı ki Beşiktaş, Antalyaspor'lu futbolcuların ilk 20 dakikada "nereye geldik biz ? " tadında birbirlerine attığı umutsuz bakışları rahatlıkla görebiliyorduk TV karşısında. Alman Hoca, Guti'nin yokluğunda klasik 4-3-3 sisteminden vazgeçip orta 3'lüyü Aurelio, Necip, Ernst'le kurup Amc'ye Tabata, ileri ikiliye ise Bobo ve Quaresma'yı monte ediyordu. Topun devamlı kendisinde kalmasını isteyen, savunmayı orta çizgiye kadar çıkarıp önde baskılı oynamaya çalışan yeni Beşiktaş modeli ilk yarı boyunca tıkır tıkır işledi sahada. Hakem Özgür Yankaya'nın ilk yarının bittiğini işaret eden düdüğü, sağdan soldan kroşeler, aparkatlar, karaciğer yoklamalarıyla kroke durumda kalan kırmızı-beyaz şortlu bir boksörü kurtaran zil sesine benziyordu. Tabela 0-0'ı gösterse de Bobo ve Quaresma ile kaçan 4 net pozisyon vardı "Çarşı" 'nın aklında...

İkinci yarı için futbolcular sahaya çıkarken bir ara Michael Buffer'dan "let's get ready to rumble" ı duyar gibi oldum. O müthiş istek kaldığı yerden devam ediyordu İnönü'de. Koca 45 dakika boyunca ayağına gelen her topu ileri vuran Antalyaspor savunması devre arasında soyunma odasına uğramamış gibiydi. Anlaşılıyor ki İ.B.Belediye'nin topu ayağa hızlı oynayarak ileri kat eden "Beşiktaş'a karşı nasıl oynanır ?" dersini kaçırmış olmalıydı Mehmet Özdilek. Ve 55. dakikada beklenen oluyor, yan taraftan gelen "bu sıcağa kar dayanmaz" lafı cup oturup, sol bek Yenal'ın ileriye şişirdiği 48. toptan sonra Hilbert-Ernst-Bobo üçgeniyle gölü buluyordu siyah beyazlılar. Bu dakikadan sonra Necip'in İneasta tarzı driblinglerini, Quaresma'nın trivelalarını izlerken arka tarafta canı sıkılan Arıkan'ın bir çuval inciri berbat etme girişimi meyvelerini vermeye başlıyordu. Ali Zitouni'nin arka tarafa aşırttığı Hilbert'in kademesinde tıngır mıngır ilerleyen topa, ağabeyi Rüştü'ye özenerek süperötesi gereksiz çıkıp , Tita'ya  sadece "al da at" diyordu...

Maç tek kale skor ise şimdi 1-1 olmuştu. Dakikalar ilerliyor, herkes ne olacak diye birbirine bakarken 90+1'de içine Guti kaçmış Alman, ince bir pas'la Bobo'yu yine defansın arkasına kaçırıp skoru tayin edicekti. Unutmadan, Antalyaspor'un son saniyede Deniz'le kaçırdığı gol de "futbolun güzelliği bu işte" lafını doğrular gibiydi...

Beşiktaş'ta Ernst süper, Quaresma, Bobo ve bu takımda ilk kez sağ bek oynayan Hilbert çok iyiydi. Hakem Özgür Yankaya her kararından sonra 5 futbolcuyla boğuşmak zorunda kalsa da benden 10 üstünden 9 aldı. Bu arada Ernst'in maçın henüz ilk dakikasında topu elle oynamasına sarı kart göstermeyerek "her el sarı kart olmaz" kuralını da doğru uyguladı. Antalyaspor'da ise oyuna Djehoua'nın yerine giren Veysel dışında kayda değer işler yapan yoktu.

AKILDA KALANLAR

*Mehmet Özdilek'in son dakika'da yenilen gol'den sonra gülmesi ?
*Hakan Arıkan'ın yine son dakika'da gelen golle beraber, Esaretin Bedelin'de hapishaneden kaçan Tim Robbins pozu
*Q7'den martı avı

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder